Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

Çatalhöyük

 

Çatalhöyük kazıları 1995 yılından bu yana Prof. Ian Hodder başkanlığında sürdürülüyorAnadolu'da 9 bin yıllık yaşam izi Bu yılki önemli bulgulardan biri, kazı alanında rastlanan ilk çökmüş çatı. Hodder, halkın gündelik yaşamında çatıları kullandığına işaret ediyor. Ölülerin evlerin içine gömüldüğü kentte, çöplük alanda bulunan özürlü insan iskeleti ise kişinin özürü nedeniyle toplum tarafından dışlanmış olabileceğini düşündürüyor.

Anadolu'da bir saklı kent... Konya'nın Çumra ilçesinin 12 km. kuzeydoğusunda yer alan, 9000 yaşındaki Çatalhöyük ... 1961-1965 yılları arasında James Mellaart öncülüğünde gerçekleştirilen kazılar sonucunda yüzde 4'lük kısmı gün ışığına çıkarılan Çatalhöyük'te 1995 yılında yeniden başlatılan çalışmalar, Cambridge Üniversitesi Arkeoloji Profesörü Ian Hodder başkanlığında sürdürülüyor.

13.5 hektarlık alan üzerine kurulu, geçmişi MÖ 6500 yıllarına uzanan 10 bin nüfuslu Çatalhöyük, bugün Dünya Anıtlar Vakfı tarafından dünyada korunması gereken ilk 100 ve parasal destek alması gereken ilk 30 anıt arasında gösteriliyor. Kentteki kazılar, Visa International, Boeing ve Koçbank'ın ana sponsorluğunda, Merko, British Airways, Glaxo Wellcome, Shell ve IBM'in co-sponsorluğunda, Ankara'daki İngiliz Arkeoloji Enstitüsü'nün desteğiyle gerçekleştiriliyor.

1961, 1963 ve 1965 yıllarında Mellaart'ın elde ettiği önemli bulguların ardından erozyon nedeniyle büyük hasar gören Çatalhöyük'te yeniden kazılara başlanması için 1993'te Kültür Bakanlığı'ndan izin alan Hodder, 1995 yılından bu yana kentteki çalışmalarını sürdürüyor. Çatalhöyük kazılarının bu sezonki bölümü 15 Temmuz-15 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirildi.

Önemli bulgular elde edildi

Çatalhöyük'teki kazılarda bu yıl 35 Türk işçi ve 15 Türk öğrenciyle birlikte, ABD, İngiltere, Almanya, Yugoslavya, İsveç ve Güney Afrika'dan gelen toplam 90 kişi çalıştı. İki ay süren kazılarda yine çok ilginç bulgulara rastlandı.

Bu yılki önemli bulgulardan biri, California Berkeley Üniversitesi'nden bir ekibin çalıştığı, kazı alanının kuzeyinde yer alan BACH (Berkeley Archaelogists at Çatalhöyük) kesiminde elde edildi. Yapılan kazılarda, boyanmış duvarlar ve sıva çalışmalarının yanı sıra, alanın çökmüş ilk çatı kalıntısına rastlandı. Bu bulgu, yaz aylarında Çatalhöyük halkının gündelik yaşamının önemli bir bölümünü çatıların üzerinde geçirdiğini gösteriyor. Kalıntılardan, çatının üzerinde bir ocağın bulunduğu ve burada bazı ev işlerinin yapıldığı anlaşılıyor. Çatı, Çatalhöyük insanının sıkça kullandığı, zemine yerleştirilmiş bir 'bucranium' un (boğa'nın kafatası ve boynuzları) üzerine çökmüş. Aynı binada rastlanan, ancak henüz ne olduğu anlaşılamayan bir heykel, çakmak taşından yapılmış bir hançer ve benzeri kalıntılar, buranın sanatsal etkinliklerin gerçekleştirildiği özel bir yer olabileceğini de akla getiriyor.

Kazı alanının kuzey kesiminde elde edilen başka bir önemli bulgu da, Bina 1'in altında yer alan Bina 5. İyi bir örnek olarak önümüzdeki yıllarda ziyarete açılması tasarlanan Bina 5'in sıvalı duvarları, bugüne dek fazla hasar görmemiş olmalarıyla dikkat çekiyorlar.

Binanın 4 odası var. Doğu yönündeki odada yer alan iki lavabo, buranın yemek pişirmek için kullanıldığını gösteriyor. Bu oda ile binanın ana odasını ayıran duvardaki deliğin, yemek servisi için kullanıldığı düşünülüyor. Batı kanadındaki iki odada bulunan kaplardan ise buraların depo olarak kullanıldığı anlaşılıyor.

Aynı binanın ana odasının duvar sıvasında, çatıdaki girişten zemine uzanan merdivenin izleri var. Merdivenin yanında bulunan ocağın dumanı da aynı girişten dışarı çıktığından, Çatalhöyük insanı dumandan oldukça zarar görmüş. Bulunan insan iskeletlerinde, siyah lekelere rastlanıyor. İs nedeniyle 70 yıl boyunca sıvası her yıl yenilenen duvarlarda boya ve resim izleri de var.

Batı höyüğü iyi durumda 1961-1965 döneminde Mellaart tarafından gün ışığına çıkarılan kesimde de bu yıl kazılara devam edildi. Bu kesimde yer alan Bina 2'de, büyük bir fırına ve büyük olasılıkla yemek pişirmek için kullanılan kilden yapılmış kaplara rastlandı. Aynı kesimdeki başka bir binanın kilerinde bulunan ayı pençesinin ise mücevher yapımında kullanıldığı düşünülüyor.

Bu yıl gerçekleştirilen kazılarda en çok dikkat çeken bulgulardan biri de, bugüne dek Çatalhöyük'te bir binanın dışında rastlanan ilk gömüt. Ölülerin, yerleşim halindeki binaların içine gömüldüğü ve ailenin yaşayan bireylerinden ayrılmadığı kentte, bir çöplük alanında bulunan gömüt çeşitli soruları akla getiriyor.

İskelet üzerinde yapılan incelemelerde kişinin bedensel özürlü olduğunun anlaşılması ise bu nedenle toplum tarafından dışlanmış olabileceğini düşündürüyor.

Bu yıl kentin Kalkolitik çağa ait Batı höyüğünde de çalışmalara başlandı. Burada elde edilen bulgular, iki höyük arasında bir boşluk bulunduğu olasılığını çıkarıyor ortaya. Batı höyüğündeki evlerin duvarları, çamurdan yapılmış tuğlalarla sıvanmış. Zemin ise ezilmiş taşlardan oluşturulmuş. Bulunan çömleklerin üzerindeki dans eden kadın motifleri, Neolitik çağda Çatalhöyük'te kadına verilen önemin yeni bir kanıtı.

Neolitik çağı izleyen Kalkolitik çağda daha çok ve daha çeşitli seramik işlerine rastlanması, çömlekçiliğin yeni bir ticaret biçimi olarak önem kazanmış olabileceğine işaret ediyor. Arkeologlar, Batı höyüğünü umduklarından daha iyi durumda bulduklarını belirtiyorlar.

Kazılar 99'da 8 ay sürecek . Bilim adamları tarafından yapılan araştırmalar, Çatalhöyük insanının öncelikle koyun ve keçi etiyle beslendiğini gösteriyor. Ancak bu hayvanların evcilleştirilmiş ya da avlanmış oldukları konusunda herhangi bir kanıt yok. Halkın, sığır, yabani at, yaban domuzu, tilki, kuş ve evcil köpek ürünlerinden yararlandığı da belirtiliyor. Hayvan kemikleri ve boynuzlar, mimaride ve araç-gereç yapımında kullanılmış.

Yine kırbademi, melengiç, pelit ve çitlembik gibi bitkilerin tüketiminden, halkın protein ve vitamin ağırlıklı bir beslenme düzenine sahip olduğu anlaşılıyor. Bitkiler, ilaç, boya, araç-gereç, kap-kacak ve giyim malzemelerinin yapımında da kullanılmış. Halkın araç gereç yapımındaki temel hammaddesi ise Hasan Dağı'ndan geldiği sanılan ve volkanik cam olarak da adlandırılan obsidyen.

 

Bu yıl kazı alanına bir de ziyaretçi merkezi eklendi. Çatalhöyük Evi adlı merkezde 3 depo, 5 laboratuvar ve kazılardan çıkarılan çeşitli eşyaların sergilendiği bir salon yer alıyor. 25 yıl sürmesi beklenen Çatalhöyük projesi kapsamında, 1500 metrekarelik alan üzerine kurulması tasarlanan kültür ve sanat merkezi bünyesinde ise bir müze, seminer odası, arkeolojik bulguların korunması ve incelenmesine elverişli laboratuvarlar, bilimsel çalışmaların yapılacağı bir eğitim birimi ve sosyal tesisler yer alacak. Uluslararası gezici sergiler, film, video ve İnternet aracılığı ile de yörenin tüm dünyaya tanıtılması amaçlanıyor.

Prof. Hodder, su seviyesinin gittikçe düşmesi nedeniyle alt tabakanın hızla yıprandığını ve daha fazla zaman kaybetmemek için önümüzdeki yıl Dünya Bankası'nın katkılarıyla kazı sezonunu 8 aya uzatmayı tasarladıklarını belirtiyor. Çatalhöyük, dünya medeniyetine ilişkin önemli sorulara yanıt olabilecek kanıtları içinde barındıran 9000 yaşında bir kent; öyle ki, Belçika'da sürdürülen araştırmalar, 10 bin yıl önce yaşamış Çatalhöyük insanı ile günümüz Türk insanı arasında ortak DNA'ların bulunduğuna işaret ediyor.

 

 main

arkeolog@hotbot.com

@rkeoloG®

2000©